Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu
 

Go Back   Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu > Genel Ve Guncel Haberler > Spor Dünyası > Basketbol

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 16 December 2008, 17:35
Banned
 
Kayıt Tarihi: 28 October 2008
Mesajlar: 284
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Standart hersey LebRon icin

Herşey LeBron İçin

Joe Dumars oyunculuk günlerinde seyredenler iyi bilir. “Kötü Çocuklar” dendiğinde akla önce Isiah Thomas gelirdi. Daha sonra belki Bill Laimbeer, Ricky Mahorn veya Dennis Rodman gibi “Kötü Çocuklar” lakabına “kötüyü” yerleştirenler. Hatta “Microwave” Vinnie Johnson, “Spider” John Salley, hatta ve hatta belki “Buddha” James Edwards bile renkli lakaplarından dolayı akıllara çabuk gelen isimlerdBS_Blob]Joe Dumars ise akıllara gelmese de, akıllardan hiç çıkmazdı çünkü o Detroit Pistons’dı. “Joe D” lakabını savunma (Defense) yapma isteği ve becerisi yüzünden elde etmişti. Ona “Joe D” diyen herkes ona çok rahat “Joe O” isminin de koyulabileceğinin de farkındaydı. Ama takımın en iyi oyuncusu savunmayı her şeyin üstünde tutuyorsa, o zaman o takım da doğal olarak savunmasıyla ön plana çıkan bir takım olurdu. Nitekim de Detroit Pistons’ın ilk iki şampiyonluğunda bu fazlasıyla geçerliydi. Joe Dumars dendiği zaman, aklıma hep uzun vadeli, farklı bakış açısına sahip yatırımlar diye düşünürüm. Kolay değil, McNeese State gibi kimsenin basketbol ile bağdaştıramadığı bir üniversitede oynadıktan sonra, NBA Draftinde 18. sıradan seçilip, 14 sezon tek bir takım için ter döküp, başta Isiah Thomas olmak üzere çok sayıda medyatik yıldızla yan, yan oynayıp, ileride o kulübün başkanı olabilmek. McNeese State demişken, tabii ki Dumars o okulda oynadıktan sonra NBA olmuş tek isim değil. Dumars’dan önce John Rudd vardı, Ed Lawrance da Dumars’dan önceydi. Anthony Pullard ve Tierre Brown ise Dumars’dan sonra geldi. Bu dört oyuncunun NBA’de forma giydikleri maç sayısını sorduysanız toplam 204 maç. Brown’ı ayrı tutarsak toplam 69 maç. Yani net bir şekilde McNeese State için bir basketbolcu fabrikası veya kaynağı değil diyebiliriz.

Bu başlangıçtan yola çıkarak Dumars bugünlere geldi. Ancak bu yazımız Dumars’ın kariyeri veya başarıları ile ilgili değil. Bu yazıda Dumars’ın imza attığı son takasın arkasında yatan nedenler nedir, ne değildir onları çözebilecek miyiz esas amaç bu.

Hepimizin bildiği gibi, son şampiyonluğunu 2004 yılında Dumars’ın imza kadrosuyla yaşayan Detroit Pistons, Chauncey Billups, Antonio McDyess ve Cheikh Samb üçlüsünü Denver Nuggets’a yollayıp, karşılığında Allen Iverson’ı aldı. Bu takas ilk açıklandığında, Nuggets’ın takas değil soygun yaptığını düşünenler çok ağır basıyordu. Sonuçta son şampiyonluğunu, “Kötü Çocukları” bile kıskandıracak bir takım oyunu anlayışıyla gerçekleştiren Pistons, ve bu oluşumun mimarı Dumars, topu elinde seven, takım oyunu anlayışı çok farklı olan, ve en iyi günleri geride kalmış 34 yaşına merdiven dayamış bir oyuncuyu takımında istesin ki?

“Big Shot” Chauncey bu takımın her şeyiydi. Hatta Dumars’ın bu takımdaki en önemli imzasıydı. Dumars, basketbolu ve basketbolcuyu ne kadar iyi bildiğini, Ben Wallace, Richard Hamilton, Rasheed Wallace takaslarında ve Tayshaun Prince ve Mehmet Okur draft seçimlerinde ispatlarken, herkesin bir takımda iki yıl kalamaz dediği Billups’ın önüne uzun vadeli kontrat koyarken büyüklüğünü gösterme açısından zirve yapıyordu. Ama oyuncu Dumars için nasıl “takımın başarısı” her şeyden önemlidir inancı en önemli gerçekti, aynı şey başkan Dumars için de geçerli. Takımında “kutsal inek” olmadığını göstermek için, son bir iki yıldır yaptığı uyarıların hafife alınmaması gerektiğini vurgulamak için Dumars en ses getirecek oyuncusunu takas etti. Bu sezon ve basketbol açısından baktığımız zaman, Billups mutlaka Nuggets için Iverson’dan daha uyumlu bir parçadır. Şimdiden Carmelo Anthony, J.R Smith ve Kenyon Martin gibi oyuncular utanmasalar zil takıp oynayacaklarmış. Billups topu paylaşan, savunma yapan lider bir oyuncu. Nuggets’ın belki de tam ihtiyacı olan bir isim. Ama bu takas Nuggets’ı güçlü Batı’da birden favori yapıyor mu? Hatta Kuzeybatı grubunun favorisi artık Nuggets diyebilir miyiz? Çok zor!

Pekiyi takım opsiyonu 2012 yılında olan ve yılda yaklaşık $ 12 milyon ödeyen bir kontrat 32 yaşındaki bir oyun kurucu guard eğer seni kendi konferansında, hatta kendi gurubunda bile birden favoriler arasına sokmayacak ise, o zaman iki üç sene sonra ne olacak? Nuggets yetkililer isterlerse, Chicago Bulls yetkililerine bir telefon açıp Ben Wallace ve imzaladıkları kontratını sorsunlar. Zaten takas yapılır yapılmaz, McDyess kariyerinde üçüncü kez Nuggets forması giymeyeceğin, ya emekli olacağını, ya da kontratının masaya oturulup karşılıklı anlaşarak fes edileceğini açıkladı. McDyess’ın bu niyetinin duyar duymaz, aklıma Rasheed Wallace takasında Boston Celtics’e gönderilen Lindsey Hunter geldi. NBA kurallarının gereği Hunter o üç takımlı takasa dahil edilmiş, ancak tek niyetinin Celtics’den kopup tekrar Pistons’a dönmesi olduğu hemen anlaşılmıştı. Nitekim Celtics genel menajeri Danny Ainge’ın da desteğiyle Hunter play-off’lar başladığında Pistons forması giyiyordu, ve Mike James ile birlikte yedeklerden gelip rakibi baskılarıyla bunaltan “pitbul” ikilisini oluşturmuşlardı. McDyess da sezon bitmeden tekrar Pistons formasına kavuşursa kimse şaşırmasın. NBA bu tür takas artçı depremlerine pek sıcak bakmıyor (Jerry Stackhouse ve dilini tutamamasını hepimiz hatırlıyoruzdur) ancak bakalım çekirge ikinci kez Dumars ve Pistons için sıçrayabilecek mi? Sıçrarsa “ballı badem” olur, ama bir terslik olur da, gerçekleşmezse “dünyanın sonu” olacağını da hiç sanmıyorum.

Dumars bu takası yaparken, bir sezonu düşünmüyordu. Çok daha büyük düşünüyordu. Dumars bir kuşla birkaç kuş vurmayı planlıyor. Bir kere Nuggets’da aradığını bulamayan Iverson’ın aküsünü şarj edeceğini ve uzun yıllardı olmadığı kadar motive olacağını hesaplıyor. Iverson, Batı’da belki fark yaratamadı, ama Doğu’da halen yaratabilir diye düşünüyor. İkincisi Dumars’ın güvenini fazlasıyla kazanan genç guard Rodney Stuckey’nin de önünü açıyor. Iverson bir numarada oynayabilir, iki numara da! Iverson ile ilgili bu sezon ne olursa olsun, Dumars direksiyonun başında. Sezon sonunda kontratı bitecek olan Iverson deneyi hiç tutmadı diyelim, o zaman Dumars’ın salary cap’in de $ 22 milyonluk bir boşluk kendini gösterecek. Ama Iverson muhasebesi bu kadar da kolay ve net değil. Bunu en iyi bilen de Dumars. Tabii Dumars Stuckey’nin önünü açarken, Nuggets genel menajeri Mark Warkentein da J.R Smith’in önünü açıyor.

Iverson’ın menajeri Leon Rose. 2010 yılında serbest olacak olan süper yıldız LeBron James’in de menajeri Leon Rose. Iverson’ın akıl hocası olmasa da, en yakın çevresinde bulunan isimlerden birisi William Wesley, LeBron James’in akıl hocası ise sürpriz, William Wesley. Leon Rose’un baş danışmanı kim dersiniz? William Wesley. Lebron James’in hayatındaki en önemli isimlerden birisi olan Wesley, basketbol çevrelerinde “World Wide Wes” diye tanınıyor. WWW nerde yaşıyor dersiniz? Detroit. WWW istediği zaman elini kolunu sallayarak Palace Of Auburn Hills’e girip, çıkar. Pistons’ın ve Dumars’ın şampiyonluk hedefini, kulübün kalitesini ve organizasyonun büyüklüğünü çok iyi bilir. LeBron James şampiyonluk istiyor. Nasıl olsa para oluk, oluk akıyor. Rose ve WWW, Pistons’ın “Şampiyonluk Kültürünü” iyi biliyorlar. New York, New Jersey ve hatta Chicago gibi büyük pazarlar LeBron aşkıyla yanıp tutuşa dursun, Dumars kazanacak olan piyango biletini kapmış olabilir. Bu arada hemen ekleyelim, Richard Hamilton’ın menajeri kim dersiniz? Leon Rose!

Billups ile birlikte Dumars bir şampiyonluk, bir NBA Finali kazandı. Altı yıl Doğu Finalinde art arda yer aldı. Ama Ben Wallace’a yuvadan uçması için nasıl verdiği izine bakılırsa, hiç kimse Dumars’ın oyuncusunu Dumars kadar iyi tanımıyor. Dumars belki de Billups’ın en azından Detroit formasıyla son kullanma tarihinin geldiğini veya gelmek üzere olduğunu sanıyorum ki biliyor. Iverson zor bir oyuncu. Dumars zor oyuncularla kumar oynamayı seviyor. Yeter ki yetenekli oyuncular olsunlar. Sheed bunun bir örneği. Iverson ve Wallace geçinemez diyenlere, ilk başta bir balayı dönemi yaşanacağı kesin. Balayı dönemi bittiğinde ise birbirlerine ters düşüyorlarsa, hemen hatırlatalım Sheed’ın de kontratı sezon sonunda bitiyor.

Dumars’ın hesapları James ile de bitmiyor. Dumars James’in yanına ikinci bir serbest süper yıldız daha koymayı düşlüyor. Pistons kampından gelen hoş koku, James ve Chris Bosh ikilisinin Dumars’ın hayali olduğu yönünde. Bosh da 2010 da serbest kalacak. Zaten bu ikili 2010’da değil de, bu sezon sonunda serbest kalacak olsaydı, Dumars zarı atabilirdi. Iverson, Wallace ve 2009 yılı sonunda kontratları bitecek olan diğer Pistons oyuncularının salary cap’de yaratacakları boşluğu alt alta koyup eklersek, ortaya $ 38 milyon gibi uçuk bir rakam çıkıyor. Oyuncu opsiyonu olan Kwame Brown da iyi bir sezon geçirir, opsiyonu da kullanarak daha iyi bir kontrat avına çıkarsa bu rakam $ 42 milyon oluyor. Bu da James ile Bosh’a yeter. Ama ne yazık ki sezon bittiğinde 2009 yılında olacağız 2010 değil. Tabii Dumars’ın bir yılı şu veya bu şekilde idare edebileceğini tahmin etmeyi hedeflediğini anlamak için dahi olmak gerekmez.

Dumars’ın hedefleri arasında 2010 yılı geldiğinde James, ve olabiliyorsa Bosh’a boş bir takım emanet etmemek. James de, hatta bütün NBA Dumars’ın bunu yapmayacağını çok iyi biliyor. Iverson’dan Stuckey’e, hatta Wallace’dan Jason Maxiell’e geçiş, yetenek açısından büyük düşüş yaşatmayacakken, maddi açıdan da Dumars’ı sıkmayacak. Bu sezon Dumars’ın en önem verdiği detaylardan birisi Stuckey ve Maxiell’in gelişimi ile ilgili olacaktır. 2010 yılında, Dumars’ın Pistons’ı sadece bu iki genç yetenekle de sınırlı olmayacak. Mevcut kontratı 2010 yılında bitecek olan Rip Hamilton ile ilk yılı garanti 3 yıllığına $ 34 milyonluk bir uzatma imzalandı bile. Tayshaun Prince’ın mevcut kontrayı 2011 yılında bitiyor. Kısacası 2010 yılı geldiğinde kadroda tecrübeli ve yıllardır Pistons forması giymiş, Pistons kültüründe kavrulmuş oyuncularda olacak. Bir de Dumars’ın çok inandığı ve çok şeyler beklediği genç uzun Amir Johnson var. Onun da mevcut kontratı 2010 yılında bitiyor. Uzatmak mı, uzatmamak mı? İşte esas soru bu diye Dumars düşünüp, taşınacaktır.

Sonuçta Joe Dumars bir kumar oynadı, bir risk aldı. Geçen sezonun şampiyonu Boston Celtics’den sonra Doğu’nun en büyük favorileri arasında Detroit Pistons da yer alıyordu. Billups’ın gidişi ve Iverson’ın gelişi ile bu değerlendirme çok değişir mi? Hele, hele McDyess tilki dükkânına dönebilirse? Dumars her şeyi düşünmüştür, ama şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Hem Billups, hem de McDyess sadece Pistons takımında ve ailesinde değil, tüm NBA’de meslektaşları ve yöneticiler arasında en çok sevilen ve takdir edilen oyuncular listesinde üst sıralarda yer alıyorlardı. Tüm coach’ların AI’dan nefret ettiği dedikodusu ise doğru değil. Iverson’ın bu görüşü yalanlaması için belki de bu son fırsat.

Iverson’ın takım kavramına uyum sağlamak niyetinde olduğu daha henüz sahaya çıkmadan belli oldu. Kariyeri boyunca giydiği 3 numaralı forma, Pistons da Stuckey tarafından giyiliyordu. Henüz NBA’de ikinci sezonuna başlayacak olan genç guard’a Iverson baskı yapsa veya bir aralara çok moda olan “numara satın alma” taktiğini uygulasa kimse bir şey demezdi. Ancak Iverson Pistons formasının üzerindeki numaranın 1 olacağını herkese gösterdi. Bu bile ufak bir detay olabilir, ama Iverson’ın daha önce yapmadığı fedakârlıkları Detroit’de yapmaya hazır olduğunun habercisidir. Ne kadar fedakârlık yapmaya hazır olursa olsun, 33 yaşına gelmiş bir oyuncunun değiştiremeyeceği basketbolcu karakterleri vardır. Iverson’ın basketbol karakterinin de çok değişeceğini sanmıyorum. Son yıllarda biraz “memur” görüntüsünde olan Pistons’ın tecrübeli isimlerini ateşleyip, onları tekrar inandırabilirse bile Dumars fazlasıyla mutlu olacaktır. Iverson ilk basın toplantısında sadece “mutlu” değil, mutluluktan kendinden geçmek üzere olduğunu belirtti. Iverson aptal değil. Iverson geçmişte bazı hatalar yapmış olsa da, önündeki fırsatın farkında. Sezon sonunda kontratının biteceğinin de bilincinde olan Iverson, menajeri Rose’a basketbol kariyerimde ilk kez tamamıyla serbest kalmak istiyorum. Şu cümle bile Iverson’ın bu sezona verdiği önemim bir göstergesi. Dumars da bu takası yaparken, Iverson’ın bu tutum içine gireceğini tahmin ediyordu.

Dumars’ın başarılarını yazının başında yazdık. Tabii kendine bu kadar inanan ve korkusuz kararlar veren birisinin de bazen ıskaladığı olmuyor değil. Darko Milicic’i ikinci sırada draft etmek belki de Dumars’ın en büyük ıskası. Ancak Memo’yu ikinci turda seçtiği NBA Draftinde ilk turda seçtiği Rodney White’ın da epey önemli denilebilecek bir ıska olduğunu unutmayalım. Ama bu kez Dumars’ın bir emniyet paraşütü var. İlk paraşüt açılmazsa onun inişini gerçekleştirecek bir ikinci paraşüt. O da 2010 yazına girerken Pistons’ın kontratlarında ortaya çıkabilecek boşluk, rahatlık. Dumars’ın her zaman vizyon sahibi olduğunu biliyoruz. Onun vizyonu da LeBron’lı, Bosh’lu NBA’in en iyi takımını 2010 yazında kurabilmek için doğru ortamı yaratmak, kulübüne bu rüyanın gerçekleşebilmesi için bir şans tanımak. Her şey LeBron için olabilir. Ama Joe D için “Her şey LeBron için. Ve Ötesi” desek çok daha doğru olur.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Saat: 07:45


Telif Hakları vBulletin® v3.8.9 Copyright ©2000 - 2019, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tipobet forum Kameralı Sohbet Sevgi forumu Kadınca Forum Mutlu Forum forumcu forum kadinca forum dernek forum forum ankara forum aktuel webmaster forum istanbul escort istanbul escort Betvole tipobet365 best10

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2