Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu
 

Go Back   Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu > Müzik Dünyası > Fan Clup

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 22 November 2008, 19:18
Junior Member
 
Kayıt Tarihi: 1 September 2008
Mesajlar: 0
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Arrow Kazim Koyuncu Fan

KAZIM KOYUNCU


Hey gidi karadeniz
Doldi da taşamadi
Etmiyelum sevdaluk
Edenler yaşamadi
E verane raüani - ey verane tepe
Guri üoxomiüani - yüreğimi oynattın
Megaşkva vigzalare - bırakıp gideceğim (ama)
Eüemire ûiüani - sırtımda sepet gibisin(sensiz gidemiyorum


Müziğe çocukken, ortaokul birinci sınıfta, Mandolin çalarak başladım. Sonra biraz gitara merak sardım. İstanbul'da universiteye geldikten sonra muzikle yoğun olarak ugraşmaya başladım. Profesyonel olarak 1992 yılından buyana muzikle ugraşıyorum. İlk muzik grubunu 92'de kurduk. "Dinmeyen" isminde Türkçe muzik yapan politik bir gruptu bu. ( 96'da "Sisler Bulvarı" adlı bir albüm yaptıktan sonra grubumuz dağıldı.) Dinmeyen'i kurduktan hemen sonra 93 yılında "Zuğasi Berepe (Denizin Çocukları)" isimli yeni bir grup kurduk. Yani hem "Dinmeyen" devam ederken hem de bu grup devam etti. "Zuğasi Berepe" ile 95'de "Va Mişkunan" (Bilmiyoruz), 98'de "İgsaz" (Gidiyor) isimli albumleri yaptık. Sonra 98'in sonunda "Zuğasi Berepe" de dağıldı. Ben o tarihten itibaren tek başıma muzik yapmaya devam ettim. "Salkım Söğüt" isimli bir proje vardı. Şuana kadar 4 tane çıktı. "Salkım Söğüt" projelerinin ikincisinde, 3 şarkıyla yer aldım. Ondan sonra 2001 yılında ilk solo albümüm "Viya"yı çıkardım......) - ( .... Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya. ...)

1972 - Hopa'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Hopa'da tamamladı.
1989 - İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi.
1990 - Çağdaş Sanat Atölyesinde çalışmaya başladı.
1991 - Ali Elver ile birlikte Dinmeyen müzik topluluğunu kurdu. Aynı yıl Çağdaş Oyuncuların sahneye koyduğu ''Faşizmin korku ve sefaleti'' adlı oyunun müziklerini yaptı.
1993 - Mehmedali Barış Beşli ile Dünyanın ilk ve tek Laz rock toplulugu ''Zuğaşi Berepe''yi kurdu.
1995 - Zuğaşi Berepe ''Va mişk´unan''
1996 - Dinmeyen ''Sisler Bulvarı''
1998 - Zuğaşi Berepe ''Brüxel Live'' ve ''İgzas''
2000 - ''Salkım Söğüt 2'' adlı ortak çalışma
2001 - İlk solo albüm ''Viya''
2002 - Gülbeyaz dizi müzikleri
2003 - Kemal Sahir Gürel ile birlikte ''Sultan Makamı'' dizi müzikleri
2004 - İkinci solo albüm ''Hayde'' sanatçının popülaritesini daha da arttırdı.
Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka,Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri,büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz KOnserler dizisininde öncülüğünü yaptı.
2004 ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı.25 Haziran 2005'de, 33 yaşında, tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde yaşamını yitirdi...


..
Kazım Koyuncu, son günlerinde Harbiye Açıkhava Tiyatrosu konserinde (Fotoğraf: Hatice Tuncer)
Şarkıcı Kazım Koyuncu, 2005 yılında, kanser tedavisi gördüğü hastanede, 33 yaşında yaşamını yitirdi.

1972 yılında Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Sugören köyünde doğan [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL], müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı.

Çocukluğu, 'üstadım' dediği, Kemençeci Yaşar lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçti. İstanbul'a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başladı.

1992'de profesyonel müzik yaşamına geçti. Türkiye'nin ilk laz-rock grubu olan 'Zuğaşi Berepe'yi (Denizin Çocukları) kuran Koyuncu, bu grupla 1995'te 'Va Mişkunan' (Bilmiyoruz), 1998'de de 'İgsaz' (Gidiyor) isimli albümleri yaptı.

1998'in sonunda 'Zuğaşi Berepe'nin dağılmasının ardından tek başına müziğe devam etti ve 'Salkım Söğüt' isimli projelerin ikincisinde üç şarkıyla yer aldı. 2001 yılında ilk solo albümü 'Viya'yı çıkardı.

Kanal D'de yayınlanan 'Gülbeyaz' adlı dizinin hem müziklerini yapan hem de bazı bölümlerinde oynayan Koyuncu, 'Sultan Makamı' dizisinin de müziklerini hazırladı. İkinci solo albümü 'Hayde'yi nisan 2004'te çıkardı.

Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören 'Hey Gidi Karadeniz' konserler dizisinin de öncülüğünü yaptı.

Nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü 'Hayde', onu tüm Türkiye'ye tanıttı. 2004'ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. 25 haziran 2005'te, 33 yaşındayken yaşamını yitirdi.

Karadenizli şarkıcı, vefatından önce tedavi gördüğü VKV Amerikan Hastanesi'nde düzenlenen 'Çernobil'in Etkileri ve Hasta Hakları' konulu panelde kanserle mücadelesini anlatmıştı.

Koyuncu, o dönem dört aydır kanserle mücadele ettiğini ve kanserin özgürlüğünü kısıtladığını ifade ederek, "kanseri kanser olmayanların anlamayacağını" söylemişti.

Genç şarkıcı konuşmasında, "duyarlı bir sanatçı olarak dertleri hissediyordum. Kanser de oldum artık. Ben kanserden çok korkan bir insandım...

"Kanserim ve korkmuyorum. Sadece beni sevenleri ve özgürlüğümü düşünüyorum. Ölüm küçük bir şey, ama hastalık sizin özgürlüğünüzü sınırlıyor" demişt


RESİMLERİ

Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
"Hayde" diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...



Bu ülkenin politikacilara, yalancilara ihtiyaci yok

Röportajlarindan * Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.
* Birkaç aylik ömrün var... Soruyorsun kendine, ''Ne götürmek istiyorsun?'' Para yok isine yaramaz. Can kaliyor elinde, can nedir, uyur, gözünü kapatir gidersin. Iyi ki mülkiyetten bu kadar uzakmisim. Simdi gitmemem için, asla ölmeyi düsünmemem için bir sebep var. Acayip bir sevgi var.
* Sevgi çok önemli bir sey. Sevmeyi bilebilmek, sevdigini hissedebilmek, seni sevenlerle göz göze gelebilmek.
* Yüz sene daha yasasam, yapsam, yapsam, yapsam hep yapsam yine eksik gidecegiz. Ne kadar eksik gidersek hayatta yapacak o kadar çok sey birakiriz.
* O çayi içen biri geri zekâlidir... Ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü, hayati uzatabilirim, kisaltabilirim, her seyi yapabilirim. Peki benim köyümdekiler, anasinin kuzusu çocuklar, 16 yasindaki kiz o neyi düsünsün, hangi felsefeyi düsünsün? Onun annesi hangi felsefeyle acisini yumusatsin? Sen kimsin, o acilari onlara tattirabiliyorsun? Bu ülkenin politikacilara, yalancilara ihtiyaci yok. Kendi onuruna sahip çikmis, kendi kisiligine sahip çikmis haline ihtiyaci var.




Denizin çocugu giderken Çernobil sorumsuzluguna isyan baslatti (Cumhuriyet 03.07.2005)
Hey Gidi Kazim...
Geçen yil 3 Temmuz'da Hopa Meydani tamamen doluydu. Dolunay, Karadeniz'in serinligi ve sahnede Kazim'in rüzgâri. Horon halkalari bütün alani kaplamisti. Kazim, memleketinde daha bir sicak, daha bir coskulu, daha bir duygulu esiyordu...
Tulum sesi yankilaniyor bir yerlerden... Belki bir dere siriltisidir, belki denizde kayik. Belki de Kazim Koyuncu sarki söylüyordur...
Trabzon'dan Hopa'ya dogru yüzlerce araçlik konvoy, Kazim'in Lazcada ''Oy anam oy'' gibi bir aci haykirisi olan ''Dido Nana'' nakaratiyla taninan ve çok sevilen sarkisiyla ilerliyor. Arakli, Sürmene, Of, Rize, Çayeli, Pazar, Findikli, Arhavi...
Yerel radyo ve televizyonlardan konvoyun yerini ögrenenler gece yarisi, saganak yagis altinda otoban kenarlarinda, balkonlarda Kazim'i alkisliyor:
''Umutsuz dahi olabiliriz, gelecegi görmeyebiliriz, hiçbir seyimiz olmayabilir. Ama hiçbirimizi sevgisiz birakmasin bu hayat.
Sevgi bin kilometre ötede bile olsa gelir dokunur bize.''
Kazim, evinden çikmis, binlerce seveniyle Hopa Meydani'na yürüyor. Arkadaki daglarin tepesine duman gelmis çökmüs. Solunda Karadeniz, yaninda Birol Topaloglu tulum çaliyor.
''17 yasinda okumak için Istanbul'a geldim. Üniversite sinavina girmek için ilk kez köyünden çikmis köylü bir çocuktum. Kitap okuyan babamdan kaynakli olarak diger çocuklardan farkim oldu.''

Denizde kararti var...Trabzonspor aşığı

Kazım Koyuncu, laz müziğinin genç soluğu, haşarı çocuğu, dinmek bilmeyen türkülerin laz nakaratı, Trabzonspor sevdalısı delişmen, bu kez hastalığıyla uğraşıyordu. Hınzır hınzır gülerek...

Genç ömrüne sığdırdığın onca şeye karşın bir illet yapıştı yakamıza..
İllet deme illet deme...

Tamam tamam ama Trabzonspor diyeceğim, şut diyeceğim, ceza sahası diyeceğim..
Ben de sana bacakarası atacağım -gülüyor-

Hemen boşa çıkarım...
Beni en iyi yerimden yakaladın kardeşim. Bir kere Trabzonspor deyince durur akan sular. Bak yine heyecanlandım. Bir Trabzonspor marşı yazmak, müziklemek istiyordum, o da "sanculu kunlerume" rastgeldi.

Lehçesi laz nakaratı bir futbol muhabbete girelim istiyorum Kazım..
Girelim bakalım ceza sahasına kıvrak çalımlarla.

Kıvraklık senin dilinde, müziğinde..
E futbol da bir çeşit müzik değil midir bizim için? Sen Ali Kemal için "Horon Oynar Gibi Çalım Atıyor" diye yazmıştın. Liverpool maçıydı değil mi?

Evet. 1975'te Liverpool'u 1-0 yendiğimiz maçta bekin karşısında horon oynamıştı ellerini kaldırıp...
Hah, tam da böyle bir şey futbol bizim için. Çıkacaksın sahaya ne kadar bize özgü fiziki durum varsa o maçın realitesi o olacak.

Peki sonuç?
Sonuç önemli mi kardeşim? Volkan geçen hafta senle yaptığı söyleşide "topun çizgiyi geçmesinden daha başka bir şeydir futbol benim için" demişti. Tam da böyledir. Top çizgiyi geçse ne olur, geçmese ne olur? Sen neyin varsa ortaya koyuyorsun. Horonun güzeliği, dağların soluğu devreye girer lazlar futbol oynamaya başladığında.Bu Trabzon'a özgü bir şey mi?
Evet. Bakın Barcelona için neler söyleniyor. Eğer bir bölgeyi bir coğrafyayı temsil etmek ve onun özelliklerini taşımaksa bir futbol takımına düşen, bunun Türkiye'deki adı Trabzonspor'dur. Bu takımın bütün tartışmaların dışında bir havası, bir başkalığı vardır. Öteki takımların da vardır ama Trabzon bir başkadır. İnatçılığımız, oyunu çirkinleştirmeden futbol oynama isteğimiz tamamen bölgenin yöresel özelliklerine hizmet etmiştir. Ya da etmelidir.

Trabzon deyince bir başka oluyorsun?
İşte o başkalığımızdır Trabzon bizim. En neşeli, en hüzünlü, en duyarlı en vurdumduymaz, en hızlı, en ağır, en çabuk en acelesiz yanımızdır Trabzonspor. Bu sene olmadı bir dahaki sene kesin şampiyonuz. Ben göremem ama...

Görürsün görürsün hastalık nedir ki? Şölen yeri olsun konserimiz...
Hee nedir ki? Ha konser ha kanser -gülüyor-

Sakatlık topçunun en son düşüneceği şeydir. Hastalık da bizim için öyle olsun.
Beni de müziğin futbolcusu say. Say ki içimin bayrakları havalansın. Şöyle güzel bir çalım, iyi bir pas ceza alanının dışından, Trabzonspor'a puan kazandıracak bir gol şutu için nelerimi vermezdim ki?

Nelerini verirdin diye sorayım o zaman?
Notalarımı, parmak uçlarımdan akıp giden zamanı, yüreğimi ortaya koyardım... Trabzonsporlu topçuların da öyle olmasını istiyorum.

Şöyle bir şeyler söylemiştin bir konserinin başında; Vigzartu, e ho, a gunze gzaşi cin cevorertu. Aynen şöyle demekti; "Denizin Çocukları" hoş geldiniz!.. Nasıl etkilenmiştim bilemezsin. Gurbetteydim ve bize "Denizin Çocukları" diye seslenen bir genç vardı sahnede...
Evet Zuğaşi Berepe yani Denizin Çocukları. Taraftarları, sevenleri çok oldu o gurubun. Sözleri senin deyiminle lehçesi lazca şarkılar yazdık. Bir denemeydi, güzeldi, geldi geçti.

Yapma şimdi gelip geçmez... Sonra da devam etmiştin: "Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a, ateş hırsızlarına, Ernesto 'Çe' Guevara'ya, yollara -yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz... Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya." Çok etkiliydi...
Ben yüreğimden geçenlere bir biçim vermeye çalışıyordum şu çok bilmiş dünyada. Çocukluğumu özlüyordum belki. Karadeniz en talihsiz, en kötü kullanılan bölgelerden biridir Türkiye'de. O kadar ilginç hikayeler vardır ki orada. Bu da müziğimi belirledi giderek.

Yeniden topa girelim mi?
E mecal mi bıraktın bizde? Koşacak halimiz mi var?

Sen de göz presi yaparak oynarsın o zaman...
-gülüyor-

Hep adına Efsane denilecek bir durumdur Trabzonspor. Örneğin hemen aklımıza dükalığın soluğunu kestiği zamanlar geliyor... Necmiler, Ali Kemaller, Şenollar...
Cemiller, Hüseyinler, Bekirler, Necatiler... Çok iyi takımdı çok. Öylesi bir daha gelmez. Gerçi şimdi de iyi takım olduk. Şenol hoca var artık. Ona çok güveniyorum.

Biz de sana güzel kardeşim biz de sana... 27 Haziran'da hepimiz Harbiye'de Hey Gidi Karadeniz konserinde olacağız Kazım için...
Ama görünen o ki "Denizde Kararti Var"...

Efsane kadro
Şenol
Necati -Takoz Cemil- Kadir
Gökdeniz -Serdar -Hüseyin -Çaycı Ahmet- Ali Kemal
Hüseyin -Fatih- Necmi

***

1972 Hopa doğumlu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden terk. -Bir dalga gibi-
1992 Dinmeyen Müzik Grubu
1996 Sisler Bulvarı albümü
1993 Zuğaşi Berepe
1992-2005 200'ün üzerinde konser
Albümler
Hayde, Viya, Va Mişkunan, Salkım Söğüt, İgzas
Dizi ve film müzikleri
Sultan Makamı, Gülbeyaz

NOT:Bu yazıdan sonra Kazım Koyuncu yazıyla alakalı aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

Selam,
Uzun bir süre ayrı kaldık.
Bugün, Milliyet Taktik ekinde çıkan yazı daha önceleri Hakan Dilek'le yapmış olduğumuz sohpetlerden yola çıkılarak oluşturulmuş bir yazı. Güzel de olmuş. O hep güzel yazar zaten..
Ancak TS şampiyon olursa ben görürüm, göremem gibi konusmalar geçmemiştir aramızda. Orada bir yanlışlık olmuş. Yoksa bir umutsuzluga düştüğüm yok.
Bu gunler biraz zor geçiyor elbette. Ama mücadele devam ediyor. Yalnız olmadığımı hissettirdiğinizde-ki hep öyle-umudum artıyor ve en çok insan umuda ihtiyaç duyuyor galiba zor durumlarda.
Şimdilik bu kadar.
Görüsmek üzere,sevgiyle.
Kazım Koyuncu





Kazım Koyuncu toprağa verildi
HOPA (Cumhuriyet) - Genç yaşta kansere yenilen sanatçı Kazım Koyuncu dün memleketi Artvin'in Hopa ilçesinde binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi.
Hopa Belediyesi'nce Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene Koyuncu'nun yakınlarının yanı sıra yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Volkan Konak, Bayar Şahin, Gökhan Birben, Birol Topaloğlu, Sunay Akın gibi sanatçı dostlarının yanı sıra Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu , Trabzonspor Kulüp Başkanı Atay Aktuğ ve Doğu Karadeniz'deki tüm ilçe belediye başkanları da törende hazır bulundu.
Törende bir konuşma yapan Volkan Konak, Kazım Koyuncu'nun Karadeniz'de bir ekol yarattığını belirterek ''O bulunmaz bir arkadaş, çok iyi bir dosttu. Gerçekten sanatçı kimliği ile kalbimizde her zaman yaşayacak. Tüm Hopalı dostların da Kazım Koyuncu'yu her zaman yaşatacağına yürekten inanıyorum'' dedi.
'Çok değerli bir sanatçıyı kaybettik'
Volkan Canalioğlu da yaptığı kısa konuşmada yalnız Karadenizlilerin değil, tüm Türkiye'nin çok değerli bir sanatçı kaybettiğini ifade ederek ''Kazım çok kısa bir süre içinde gönüllerde taht kurmuştur. Kendine has müzikle de Karadeniz insanının gönüllerini fethetmiştir. Kazım Koyuncu'yu hep sevdik ve asla unutmayacağız'' diye konuştu.
Atay Aktuğ da konuşmasında Koyuncu'nun çok iyi bir Trabzonspor taraftarı olduğunu vurguladı. Aktuğ, ''Buraya tüm futbolcuların inançlarıyla ve de yöneticilerin dilekleriyle geldim. Kazım'a sağlığında şampiyonluk sevincini yaşatamadık. Bunun üzüntüsünü yaşadık. Ama kendisine sizlerin huzurunda söz veriyorum. Bu sezon şampiyonluk sözünü veriyorum'' dedi.
Arhavi Belediye Başkanı Musa Ulutaş da konuşmasında Koyuncu'nun çevrecilik yönüne değindiIMG]http://www.paponi.com/kk/fotograf/hgk_ankist_2004/hgk_ankara_m_biyik_02.jpg[/IMG]
''Sahil yolu geçişinde deniz dolgusuna karşı başlattığı hukuksal uğraşta Kazım Koyuncu yanımızda yer alarak denizimizi taş yığınıyla doldurmayalım demişti.''
Şair Sunay Akın da İstanbul'da Koyuncu için düzenlenen törene katılan binlerce kişinin arasında Lazların yanı sıra Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin olduğunu vurgulayarak ''Kazım bu sevgiye layık bir insandı. Genç yaşta kanser illetine yenildi. Çernobil faciasında bazı kravatlı kişiler televizyona çıkıp çay içtiler. İşte bunun akıbetini şimdi yaşıyoruz. Daha binlerce insanımız kansere yakalanıyor. Bölgede acilen kanser taraması yapılması gerekir'' dedi.
Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu da ilçenin en güzel yerlerinden birine Kazım Koyuncu'nun adını vererek sanatçının anısın ı yaşatacağına söz verdi.
Konuşmaların ardından Koyuncu için Merkez Camii'nde namaz kılındıktan sonra cenazesi Yeşilköy'deki aile mezarlığında toprağa verildi.





Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Saat: 17:36


Telif Hakları vBulletin® v3.8.9 Copyright ©2000 - 2019, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tipobet forum Kameralı Sohbet Sevgi forumu Kadınca Forum Mutlu Forum forumcu forum kadinca forum dernek forum forum ankara forum aktuel webmaster forum istanbul escort istanbul escort Betvole tipobet365 best10

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2