Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu
 

Go Back   Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu > Yaşamın İçinden > Hikayeler

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 7 February 2009, 11:56
Junior Member
 
Kayıt Tarihi: 7 December 2008
Mesajlar: 0
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Exclamation Yabancı

Yabancı

En hazırcevap sandığımız insanların bile kendi söylediklerini beğenmedikleri, keşke onu değil de şunu söyleseydim dedikleri zamanlar oluyordur belki. Ben yaşadığım hangi olayı hatırlasam aynı sonuca çıkıyordum. Keşke o kadar alttan almasaydım, anlamamış görünmeseydim ya da o cümle yerine şu cümleyi söyleseydim. Keşke üstünden bunca zaman geçince değil de, o an kavrayabilseydim sözlerdeki gizli imayı ve bugün aklımdan geçenleri hatır gönül saçmalıklarını bir kenara bırakarak o gün söyleyebilseydim.

Apartman yöneticisi kadın aslında kendi kabahatini örtmek için hiç yok bir sebepten bütün apartman sakinlerine aldığı gibi bana da tavır aldığı gün market çıkışı ani bir karşılaşmada her şeyi unutup saf saf gülümsemeseydim de tıpkı onun yaptığı gibi suratımı asıp kafamı başka yöne çevirseydim.

Unutkandım. Çetelesini tutmuyordum hataların.

Kimin ne yaptığıyla ilgilenmememdi olayları en son duymama sebep. Kim nereli kimin karısı kaçmış kızı göçmüş kültüründen yoksun olmamdı ilgisiz ve soğuk görüntümün tek nedeni.

Salaktım da biraz. Ne birazı, epeyce. İmalı, can yakan, hesap soran, müdahale eden ya da haksızca kendi suçunu bir başkasına yıkan sözleri geçiştiriyor, bardağın dolup sabrın taştığı gün patlıyordum şaşkın bakışlar altında.

Şaşıran bakışlar, evet. Ne oldu şimdi durup dururken, der gibi. Bizim alıştığımız bir şey değil bu ani çıkış, der gibi. Hep böyle alttan alan, gülümseyen, sesini yükseltmeyen sana çok alışmıştık biz, der gibi.

Zaten bu ani kızgınlıklar o kadar az oluyordu ki ben bile kendime şaşırıyordum. Açıkçası kendim bile kendimi haklı bulmuyordum. Geç kalmış bir hiddet neye yarar?

Ben kızma hakkını ayrıntıları önemsemeyip üstünde fazla durmadığımda kaybediyordum. Varsayıyordum ki minicik bir ayrıntı, minicik bir şaka. Yok diyordum, bu kez kapı aralanmakla kalır sadece, sonuna kadar açılmaz ve o minik kar topu gün gün yuvarlanıp bir çığa dönüşmez.

Dönüşüyordu ne yazık ki. Gene o hafif aralık kapı sonuna kadar açılıyor ve gene o kar topu yuvarlanarak çığa dönüşüyor, ve gene düşen çığın altında kalan ben oluyordum.

Oysa hayat ayrıntılardan örülmüş bir bütün değil miydi? Ayrıntıları sadece üstüne basıp bir diğerine geçilecek yerdeki birbirinden uzak taşlar sanmak, bütüne varınca işin önemini kavramak hep aynı sonucu doğuruyordu. Ve ben bin milyonuncu kez kafamı o taşlara vuruyordum.

Büyüyememiştim işte bir türlü. Yarı yaşımda olanlar bile her şeyi enine boyuna ölçüp tartarken, kazançlarını kayıplarını ince ince hesaplarken benden ne kadar da ilerideydiler.

Ne var ki görmekle yapmak, öğrenmekle yapmak birbirinden çok farklıydı. Birçoğu benim tersime işini bilerek doğuyor gibiydiler. Genlerinde var gibiydi.

Ben her günün sonunda artık sadece kendim için yaşamaya karar veriyor, bütün ayrıntılarıyla yeni kimliğimi belirliyor, sanki uyku bende unutkanlığa yol açıyormuş gibi sabah yatağımdan kalktığımda yine aynı eski ben oluyordum.

Hep başkaları için harcanan bir hayat, hiç kendim olmadan. Olmaya fırsat bulamadan. Diğerleri daha önemliydi; ne hissettikleri, ne düşündükleri, neye ihtiyaç duydukları. Herkesin kendi dünyasının esiri olduğunu ve sırf kendi ihtiyaçlarına odaklı bir hayat sürdürdüklerini bilmeme rağmen.

Çiğdem, demişti annem bir gün, sen çok güçlü bir kızsın.

Ah anneciğim, aslında ben o güçlülük oyunu içindeyken son derece güçsüzdüm. Keşke o suretin altında ne kadar kırılgan ne kadar hassas bir çocuk olduğunu görebilseydin. Ben de yıllarca sırf seni hayal kırıklığına uğratmamak için ben güçlüyüm diye onca yükün altında ezilmeseydim.

Azıcık nazlansaydım, azıcık yardım alsaydım da bütün sorumlulukları tek başına taşımasaydım. Yüklerim nasıl ağır bedenim nasıl yorgun bir bilebilsen.

Her kavramın en doğrusunu öğrenmek zorunda mıydım sanki, bu kadar kavram karmaşasının ortasında. Tembelliğin zeka, palavranın eğlenceli kişilik, sorumsuzluğun özgürlük, saygısızlığın özgüven sayıldığını sen de fark etmedin demek.

Akıllı olup idareye çalışmaktansa deli olup idare edilen olsaydım. Değerleri değerlerine yaban; üzüntüsü, sevinci, kaybı, neyi varsa hepsi yaban bir uzaylı, bir hayalet bir zavallı gibi dolaşmasaydım aralarında.
__________________
SALAĞIN TEKİ
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Saat: 21:11


Telif Hakları vBulletin® v3.8.9 Copyright ©2000 - 2019, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tipobet forum Kameralı Sohbet Sevgi forumu Kadınca Forum Mutlu Forum forumcu forum kadinca forum dernek forum forum ankara forum aktuel webmaster forum istanbul escort istanbul escort Betvole tipobet365

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2