Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu
 

Go Back   Forum27 - Türkiye'nin En Büyük Forumu > Genel Kültür > İslam Dünyası

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 5 September 2009, 17:41
Syst3m - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Root Administrator
 
Kayıt Tarihi: 26 July 2008
Mesajlar: 3,547
Konular:
Aldığı Beğeni: 0 xx
Beğendiği Mesajlar: 0 xx
Standart KardeŞlİk Şuurumuz

Müminler birbirlerinin kardeşidir. O halde müminler birbirleriyle iyi görüşüp konuşmalı, iyi münasebetler içinde, kardeşçe, birlik halinde yaşamalıdır. Muhabbet, tevazu ve nezaketle muamele, bu kardeşliğin değişmez esaslardandır. Münasebetlerimizin bu çerçevede tahakkuk etmesi, hiç şüphesiz birbirimizin hak ve hukuklarına saygı göstermemiz; üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmemize bağlıdır
Müminler birbirlerinin kardeşidir. O halde müminler birbirleriyle iyi görüşüp konuşmalı, iyi münasebetler içinde, kardeşçe, birlik halinde yaşamalıdır. Muhabbet, tevazu ve nezaketle muamele, bu kardeşliğin değişmez esaslardandır. Münasebetlerimizin bu çerçevede tahakkuk etmesi, hiç şüphesiz birbirimizin hak ve hukuklarına saygı göstermemiz; üzerimize düşen vazifeleri yerine getirmemize bağlıdır. Cenab-ı Mevlâ ayet-i celilede “Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurat, 10) buyuruyor. Tarihimiz, yüce dinimizin vermiş olduğu bu kardeşlik anlayışının, kan bağı kardeşliğinden daha kuvvetli olduğunun misalleriyle doludur. Bu kardeşliğin insan hayatında her açıdan ehemmiyeti büyüktür. İster maddi, ister manevi alanda olsun... Bu yüzden müminler arasındaki kardeşlik bağı Rabbimiz’in bir lütfudur, keremidir. İnsanlar yaratılış itibarıyla medenidirler; toplu bir halde yaşamak zorundadırlar.
Bundan dolayı aralarında bir takım karşılıklı hak ve vazifeler cereyan eder. Bunlara riayet edilmedikçe toplum hayatı devam edemez; hiçbir işte intizam bulunamaz. İşte bu vazifelerin başında, müslümanların dokunulmaz hukuklarına riayet etmek; canlarına, mallarına, namus, izzet ve şereflerine saygı göstermek gelir. Bu, Allahu Tealâ’nın emridir. Hakiki bir mümin, diğer mümin kardeşlerinin hukukuna riayet eder, saygı gösterir; asla haklarına tecavüz etmez, edemez. Ederse İslâm’a ihanet etmiş, Fahr-i Alem s.a.v. Efendimiz’in tabiriyle, iflas etmiş duruma düşmüş olur. Evet; müslümanları daima kardeşliğe, birlik-beraberliğe, birbirlerini sevmeye, haklarına riayet etmeye davet eden Fahr-i Cihan s.a.v. Efendimiz, bu davete uymayıp gelişi güzel hareketlerde bulunanları “müflis” diye vasıflandırmıştır. Müberra dinimizin önemli prensiplerinden biri de, “Allah için sevmek, Allah için buğzetmek”tir. O halde müslüman, diğer kardeşlerini Allah rızası için sevmelidir.
Müminlerdeki kardeşlik bağı başka hiçbir bağa benzemez; maddi menfaatlere dayanmaz, iman gibi azim bir kaynaktan beslenerek ahiret alemine uzanır. Ayet-i celilede, “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın.” (Âl-i İmran, 103) buyuruluyor. Rabbimiz, inananlar arasında böyle bir kardeşliği ihdas ettikten sonra, takvalı olmalarını istiyor. Çünkü iyi ilişkiler kurma, sevme ve hoşgörülü olmanın yegane yolu takvadır. Bu olduktan sonra Allah’ın yardımına yol bulunur. İslâm kardeşliği, diğer bağlar ve ilişkiler gibi lafta kalmaz. Kardeş için her türlü zorluğa katlanılır.
Kendisi için istenilen herhangi bir şey mutlaka kardeş için de istenilir. Bu kardeşlikte, kıskançlık, bencillik, ayıpları yüze vurma yoktur. Ve nihayet bu kardeşlik öyle bir noktaya ulaşır ki, “mümin, kardeşini kendisine tercih eder”. Mücella dinimizin emri bu doğrultuda iken, maalesef zamanımızda bu durumun tam tersiyle karşılaşıyoruz. Müslümanlar -her nedense- diğer kardeşlerinin hukukunu gözetmede, o haklara hassasiyet göstermede ihmalkârlık içindeler. Yaptıklarının diğer kardeşlerinin haklarına zarar veriyor olduğunu düşünmüyorlar. İnsanlar adeta birbirinin kuyusunu kazıyor. Her iyilik bana olsun düşüncesiyle hareket edip, diğer kardeşlerinin çektiklerinden habersiz, bencil bir ruh haline bürünmüşler. Maneviyat alemleri harebe haline gelmiş; sadece üç-beş günlük dünyaları için herşeylerini veriyorlar. Bütün bunların altında yatan asıl sebep, inananların dahi maneviyatlarını yavaş yavaş kaybetmiş olmalarıdır. Oysa insan maneviyattan uzaklaştığı takdirde, geriye et ve kemik yığınından ibaret bir ceset kalır. Gariptir, insanlar birbirlerine karşı vazife hissinden çok, şahsi hak duygusu ile hareket etmekteler. Halbuki, insanların toplum olarak büyük işler başarmaları için, şahsi hak duygusundan ziyade karşılıklı vazife hisleriyle dolu olmaları lazımdır. Bencillik her yerde daima kavga ve çekişmelere neden olmuştur. Oysa insanların birbirine karşı duydukları vazife hissi, daima barışçı ve yapıcı olmuştur.
Mümin, başkalarının hakkına en az kendi hakkı kadar saygı göstermek zorundadır. Bir ferdin, bir cemaatin, nihayet bir milletin hakları nerede başlar, nerede biter bunu bilmek yeterli değildir; bilip, aynen riayet etmek gerekir. Bir mümini temel ahlâkî özelliklerinden olan hilm, rıfk ve lütuf Rabbimiz’in sıfatlarındandır. Hilm, intikam almaya gücü yettiği halde öfkeye sebep olacak söz ve davranışlara kızmamak, tahammül göstermektir. Rıfk ve lütuf ise, işlerde zorluk göstermemek, yumuşak davranmaktır. Müslüman, davranışlarında hilm, rıfk ve lütufla hareket etmelidir. Zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı olmalıdır.
Çünkü Fahr-i Alem s.a.v. Efendimiz, kendileri bu yüce sıfatlarıyla ahlâklanmış olduğu gibi, ümmetine de aynı şekilde davranılmasını tavsiye etmiştir. Müslüman, sosyal kişiliği açısından da örnek insandır. İnsanlar arasında yaşayıp, onlarla muaşeret etmekle; örnek davranışları, hayırlı hizmetleri, hikmetli ve doğru sözleri ile topluma faydalı olmakla mükelleftir. Köşesine çekilip ayrı yaşamak, insanlarla alakayı kesmek doğru değildir. Bütün peygamberler toplumla haşır neşir olmuşlar, onların eza ve cefalarına katlanmışlar, hak ve hakikati bıkmadan, usanmadan tebliğ etmişler, onlardan biri olarak içlerinde yaşamışlardır. Onların izinden giden alim, salih ve sadıklar da aynı şekilde hareket etmişlerdir. Tekrar hatırlatalım; mümin, her şeyden önce bencillikten, tamahkârlıktan, ihtirastan, intikam duygusundan ve şahsi menfaatini öne çıkarma hastalığından sıyrılmalıdır.
Bu ise düşünüldüğünden daha güç bir iştir. O halde, olumlu kullanıldığında fert ve toplulukları harekete geçiren birer saik olabilen bu hisleri düzene koymak ve büyük davaların hizmetinde kullanmak, çok asil bir terbiyeyi gerektirir. Bu asil terbiye ise, ancak en güzel mürebbi olan Fahr-i Alem s.a.v. Efendimiz ve O’nun vârisleri olan Allah dostlarının terbiye mekteplerinde elde edilebilir. Böyle manevi terbiye mekteplerinde yetişenler, sadece çevresindekilere veya hemhal olduğu dostlarına değil, bütün insanlığa güzel duygular beslerler, iyi muamelede bulunmaya gayret ederler. Hatta sadece insanlığa da değil, Rabbimiz’in yaratmış olduğu her şeye, her canlıya merhamet nazarıyla bakarlar. Yunus’un dediği gibi “yaratılanı yaratandan ötürü” severler; karıncayı dahi incitmekten çekinirler. Allah’ın kullarına hizmeti en güzel, en büyük vazife addederler... * * * Sizlerle buluştuğumuz bu ilk yazımızda, omuzlarımıza yüklenen vazifenin, emanetin ağırlığının, sorumluluğunun bilinci doğrultusunda bu hizmet kervanındaki yerimizi almış bulunuyoruz. Emaneti teslim eden büyüğümüzden aldığımız bu hizmeti, bir bayrak yarışı addedip en ileriye, en güzele ve iyiye götürmeye, rıza-yı Bârî niyetiyle gayret edeceğiz. Zira düsturlarımızdan biri de, “insanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır” hadis-i şerifidir. Şimdiye kadar sizlerle bu köşeyi paylaşan büyüğümüz, üzerine düşen sorumluluğu en güzel biçimde yerine getirerek, insanlığı hakikatlerin ışığı ile aydınlattı. Biz de inşaallah bu büyüklerimizin izinde ve murakabeleri altında, elimizden gelen gayreti sarfetmeye çalışacağız. Rabbimiz’in tevfik ve inayeti ile...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Saat: 07:39


Telif Hakları vBulletin® v3.8.9 Copyright ©2000 - 2019, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tipobet forum Kameralı Sohbet Sevgi forumu Kadınca Forum Mutlu Forum forumcu forum kadinca forum dernek forum forum ankara forum aktuel webmaster forum istanbul escort istanbul escort Betvole tipobet365 best10

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 PL2